Beres Türkiye Resmi Distribütörlüğü – Pharma Plus A.Ş.

Ürün İçeriği

Ürün İçeriği

Demir (demir sülfat heptahidrat formunda)2,00 mg
Zink (çinko sülfat heptahidrat formunda)1,14 mg
Magnezyum (magnezyum sülfat heptahidrat formunda)0,40 mg
Manganez (manganez sülfat monohidrat şeklinde)0,31 mg
Bakır (bakır sülfat monohidrat şeklinde)0,25 mg
Molibden (amonyum molibdat tetrahidrat şeklinde)0,19 mg
Vanadyum (amonyum monovanadat şeklinde)
Nikel (nikel sülfat heksahidrat şeklinde)0,11 mg
Bor (borik asit şeklinde)0,10 mg
Kobalt (kobalt klorür hekzahidrat şeklinde)0,025 mg

Yardımcı malzemeler:

Askorbik asit, süksinik asit, tartarik asit, potasyum sodyum tartrat, amino asetik asit (glisin), sodyum edetat, gliserin, sülfürik asit, temizlenmiş su.

Eser (iz) Element Ne Demek?

Eser element’ ler vücut ağırlığımızın sadece %1’i oranındadır.  Vücut ağırlığımızın %99’ u şu altı elementten oluşur. Oksijen (%65), karbon (%18), hidrojen (%10), azottan (%3), kalsiyum (%1.5) ve fosfor (%1). Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde işlevini sürdürebilmesi için bu elementler dışında pek çok elemente ihtiyacı vardır. Bu mineraller(elementler) vücudumuz da son derece düşük oranda bulunması nedeni ile eser elementler olarak adlandırılsa da vücut fonksiyonlarımız açısından son derece önemlidir.

  Eser Elementler Nelerdir?

Vücut ağırlığının %1’lik kısmını oluşturan eser elementler şunlardır: Potasyum(%0.35), sülfür (%0.25), sodyum(%0.15), magnezyum(%0.05), flor, bakır, demir, çinko, manganez, kobalt, selenyum, iyot, klor, krom, molibden, Lityum, stronsiyum, alüminyum, silisyum, kurşun, vanadyum, arsenik, brom.

Bu minerallerin diyetle yeteri oranda alınması çok önemli olmakla birlikte kontrolsüz şekilde tüketilmesi de son derece sakıncalıdır. Yüksek dozlarda toksik etkiler görülmesi kaçınılmazdır.

Eser elementler vücut fonksiyonlarının devamı açısından pek çok önemli olayda yer alır. Kısa kısa değinmek gerekirse:

Demir:

Kan hücrelerinde hemoglobin yapısında yer alan demir oksijen taşınmasında görevlidir. Demir eksikliği halsizlik, yorgunluk, hastalıklara dirençte azalma ile kalp atışı ve solunum hızında yükselme ,baş ağrısı gibi etkilere yol açar.

Manganez:

Hücre enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerde yüksek oranda bulunur. Beyin-sinir sisteminin çalışmasında, tiroid fonksiyonlarında kemik ve kıkırdak gelişiminde rol oynar.

Magnezyum:

Vücut için önemli pek çok enzimin işlevselliği için gerekli olan magnezyum aynı zaman da tüm hücrelerde enerji üretimi ve DNA sentezi için gereklidir. Aynı zamanda kalsiyum ve potasyum dengesi içinde önem arz eder. Eksikliğinde halsizlik, yorgunluk , kas krampları, nörolojik şikayetler( migren, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu), kabızlık, ishal ,kalp ileti problemleri vb. olabilir.

Kobalt:

B12 vitamin yapısında yer alır. Eksikliğine pernisyöz anemi( kansızlık) ve buna bağlı şikayetler oluşur.

Bakır:

Melanin pigmenti oluşumunda ,sinir kılıfı, kas damar ve tendon gelişiminde önemli rol oynar. Bakırdan eksikliği zayıflık, tad alma bozukluğu, kan damarları ve kemiklerde narinliğe yol açar.

Çinko:

Anne karnında gelişme aşamalarında DNA oluşumunda rol alır. Anne karnında eksiklik gelişim bozukluğu ve kalıtsal hastalılara yol açabilirken çocukluk çağında cüceliğe yol açabilir. Bunun dışında saç dökülmesi, cinsel gelişme bozuklukları ve şeker regülasyonunda bozukluklar görülebilir.

Molibden:

Hücre içi nerji aktarımın reaksiyonları, bağırsak enzimlerinin işlevselliği ve vücuttaki bakır düzeylerinin kontrolünden sorumludur. Eksikliğinde güçsüzlük, halsizlik, yorgunluk, dispeptik yakınmalar görülebilir.

Krom:

Şeker regülasyonunda insülin duyarlılaştırıcı olarak rol oynar.

Flor:

Diş ve kemik sağlığı açısından önemlidir.

Selenyum:

Eser miktarlarda iken temel bir besin olan selenyum, glutatiyon peroksidaz enziminin yapısında bulunur. Bu enzim de hücrelerde hidrojen peroksit ve organik peroksitlerin birikmesini engelleyerek kanser oluşumuna karşı vücudu korumaya yarar yani antioksidan görevi vardır. Ayrıca tiroid hormunu yapımında da rol oynar. Eksikliğinde tiroid hastalıkları ve kanser oranlarında artış söz konusudur. Yoğun tüketildiğinde ise kükürt yer değiştirerek ölümcül sonuçlara yol açabilir.

İyot:

%80 i tiroid dokusunda yer alır. Tiroid hormonlarının üretilmesinde rol alır. Ülkemizde iyot eksikliği endemik olduğundan rafineri tuzlar iyotlu olarak satılır.

Sülfür:

Mitokondride enerji üretiminde önemli olup elektronların taşınmasında, vitamin B1 (tiamin) ve biotin çevriminde ve enerji üretimi döngüsünde, antioksidan olan glutatyon sentezinde ve insülin hormon üretiminde rol alır. Sülfür eksikliği yaygın olup insanlarda şişmanlık, kalp hastalığı ve yetmezliği, Alzheimer’s hastalığı, süreğen yorgunluk, kanser gelişimi gibi hastalık ve yakınmalara neden olmaktadır.

Sodyum, potasyum, klor:

Bu kan tuzları vücut için elektrik aktiviteden sorumludur. Noksanlığında kalp ileti bozuklukları halsizlik, yorgunluk, bitkinlik, bulantı, kusma, baş ağrı, baş dönmesi, koma vb gibi semptomlara neden olabilir.

Lityum, stronsiyum, alüminyum, silisyum, kurşun, vanadyum, arsenik, brom, kalay gibi elementler son derece düşük oranlarda bulunmakla beraber vücut işlevleri ile ilgili bilgiler sınırlıdır.

Eser Element eksikliği Çok Sık Görülür mü?

Sağlıklı ve dengeli beslenen bir insanda teorik olarak bu sayılan elementlerin noksanlığı pek alışılmış bir durum olmamakla beraber son yıllarda yapılan bazı çalışmalar düşünüldüğünden daha sık olduğunu ortaya koymaktadır.

Eser Element Eksikliğinin Nedenleri:

Toprakların verimsizleşmesi: Yapay gübre kullanımı, aşırı sulama, seracılık ,ilaçlama vb gelişmeler ürün üretilme süreçlerinde ve verimlilikte artışa yol açsa da mineral yönünden fakir topraklarda yetişen bitki örtüsü ve dolayısı ile hayvansal ürünlerde mineral eksikliği çağımız için sorun oluşturmaktadır

Yumuşak içme suyu tüketimi: İşlenmiş ve filtre edilmiş sularda mineral yönünden fakirdir.

Alkol: Beraberinde dengesiz beslenme söz konusu olduğundan mineral eksiklikleri sık görülmektedir.

Kullanılan bazı ilaçlar: Tansiyon ve kalp hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlar, hormonlar yada kimi antibiyotikler böbreklerden elementlerin atılımını arttırarak noksanlığa neden olabilmektedir.

Bazı kronik hastalıklar: Çölyak, inflamatuvar barsak hastalıkları gibi barsak emilimini bozan hastalıklar geçirilen cerrahi girişimler ve beslenmeyi bozan hastalıkların tümünde eser element noksanlığı gelişebilmektedir.